Türkiye Cumhuriyeti

OECD Daimi Temsilciliği

Bilgi Notları

OECD Hakkında Genel Bilgiler, 17.03.2011

OECD’NİN EVRİMİ

OECD, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’nın yeniden yapılandırılması için Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’nın oluşturdukları Marshall Planı’nın eşgüdümünü sağlamak amacıyla 1947 yılında oluşturulan OEEC’nin (Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü) ardılıdır.        

OECD, NATO’nun ekonomik açıdan tamamlayıcısı olarak kurulan OEEC’den görevi 1961’de devralmış ve amacı o günden bu yana üye ülke Hükümetlerine mali istikrarı korumada destek olmak, sürdürülebilir ekonomik büyümeyi, istihdam artışını ve yüksek yaşam standartlarını sağlamada yardım etmek, böylece dünya ekonomisinin kalkınmasına katkı sağlamak olmuştur. OECD’nin  “Kuruluş Sözleşmesi” üye ülkelere ve ekonomik kalkınma sürecindeki diğer ülkelere sağlam bir ekonomik büyüme sağlamalarında yardımcı olmayı ve dünya ticaretinin çok taraflı ve serbestçe büyümesine katkıda bulunmayı hedeflemektedir.  

OECD, analitik deneyimini ve birikmiş tecrübesini son yıllarda Örgüt’e üye olmayan, ancak pazar ekonomisine sahip 70’in üzerindeki kalkınan ve gelişmekte olan ülkeye taşımıştır. Küreselleşmeyle birlikte, OECD çalışmalarını her bir üye ülkede belirli bir alanı ayrı ayrı incelemektense belirli bir alandaki politikaların üye ülkeleri ve OECD alanı dışındaki diğer ülkeleri topluca nasıl etkilediği üzerinde yoğunlaştırmaya başlamıştır. Nitekim sürdürülebilir kalkınma örneğinde olduğu gibi sorunları anlamak ve bir bütün olarak en iyi şekilde çözebilmek için çevresel, ekonomik ve sosyal konuları ulusal sınırları aşacak şekilde incelemek yaklaşımı OECD’nin bu eğilimini yansıtmaktadır.

Örgüt aynı zamanda sivil toplumla da ilişkilerini geliştirmektedir. Başlangıçta iş âlemi (BIAC) ve işçileri (TUAC) kapsayan bu ilişkiler, birçok sivil toplum kuruluşunu kapsayacak şekilde genişletilmiştir. OECD, çalışmalarının birçok alanında giderek artan bir şekilde kamuoyunun sesine kulak vermektedir.

Hızla değişen ve küreselleşen ekonomiyle birlikte OECD de değişmektedir. OECD bir yandan iç yönetişim kurallarını düzenlerken diğer yandan bütçe sorumluluklarının paylaşımı, karar alma mekanizmaları ve OECD’ye yeni üyelerin katılımının sonuçları gibi karmaşık konulara da yanıt bulmaya çalışmaktadır. Bunun yanında, yeni bir konferans merkezinin faaliyete geçişini de içerecek şekilde Paris’teki merkezini yenilemektedir. Tüm bu çabaların amacı OECD’yi uluslararası işbirliğinde daha etkin bir forum haline getirmektir.

OECD’NİN KONUMU

Günümüzde OECD, demokratik yapılara ve piyasa ekonomisine sahip 34 üye ülkenin küreselleşmenin ekonomik, sosyal ve yönetim sorunlarını çözmek ve bu sürecin fırsatlarından faydalanmak üzere müştereken çalıştıkları bir forumdur.

Örgüt, üye ülke Hükümetlerine politika deneyimlerini karşılaştırabilecekleri, ortak sorunlara çözüm arayabilecekleri, en iyi uygulama yöntemlerini belirleyebilecekleri, ulusal ve uluslararası politikalarda eşgüdüm sağlayabilecekleri bir ortam sağlamaktadır. Yürütülen çalışmalar “Şirketlerin Yönetim İlkeleri” örneğinde olduğu gibi inceleme sürecinin oluşturduğu yönlendirme sayesinde ülkelere gerekli politikaları oluşturmaları veya yaptırım gücü olmasa dahi yol gösterici nitelik taşıyan ilkeleri benimsemeleri açısından yardımcı olmaktadır. Bu süreç üyeler arasındaki sorunların çözümünü amaçlayan uzlaşma ve hatta resmi anlaşmalara da varabilmektedir. Vergilendirme ve transfer fiyatlandırması konularında OECD’de yapılan görüşmeler, dünya çapında iki taraflı vergi anlaşmalarının sayısının artmasına olanak sağlamıştır.

OECD’ye üye ülke Hükümetleri arasında bu alanlardaki iletişim Paris’te yerleşik bir Sekretarya tarafından sağlanan bilgi ve incelemeler sayesinde gerçekleştirilmektedir. Sekretarya veri toplamakta, eğilimleri izlemekte, ekonomik gelişmeleri incelemekte ve ileriye yönelik tahminler yapmaktadır. Aynı zamanda ticaret, çevre, tarım, teknoloji, vergilendirme ve daha birçok alandaki sosyal değişimleri ve gelişen modelleri araştırmaktadır.

OECD, ekonomik büyüme, mali istikrar, ticaret ve yatırım, teknoloji, yenilik, girişimcilik ve kalkınma alanlarında işbirliği yoluyla refahın sağlanması ve yoksullukla mücadele konularında Hükümetlere yardımcı olmaktadır. Ekonomik ve sosyal gelişme ile çevrenin korunması arasındaki denge gözetilmekte,  herkes için iş imkânı yaratılması ve sosyal eşitlik ile etkin ve sağlıklı bir yönetişimin gerçekleştirilmesi OECD’nin diğer amaçlarını oluşturmaktadır. OECD, yeni gelişim ve sorunları anlamak ve bunlara çözüm üretmek konularında Hükümetlere yardımcı olmaya devam etmektedir. Ticari ve yapısal düzenlemeler, internet güvenliği ve gelişmekte olan dünyada yoksullukla mücadelede karşılaşılan güçlükler bu çerçevede anılabilir.   

OECD elli yıldır dünyanın en geniş ve en güvenilir karşılaştırmalı istatistik, ekonomik ve sosyal veri kaynaklarından biri olmuştur. OECD veritabanları milli muhasebe, ekonomik göstergeler, ticaret, eğitim, sağlık, enerji, çevre, işgücü, istihdam ve göç gibi birçok farklı alanı kapsamaktadır.

OECD, benzer düşünce tarzına sahip ülkelerden oluşan bir gruptur. Çoğulcu demokrasi ve pazar ekonomisi koşullarını sadakatle uygulamak OECD’ye üyeliğin ana koşuludur. 34 ülkeden oluşan OECD’nin ilgi ve faaliyet alanları sadece kendi üyeleriyle sınırlı değildir. Üye olmayan ülkeler de OECD’nin sözleşme ve anlaşmalarına taraf olmaya davet olunmakta ve Örgüt, Brezilya, Çin ve Hindistan’dan Afrika’nın az gelişmiş ülkelerine kadar dünyanın 70’ten fazla ülkesiyle müşterek ilgi alanlarında deneyim paylaşmakta ve görüş alışverişinde bulunmaktadır.

OECD’nin esas çalışma alanı ekonomik analizlerdir. Hal böyle olmakla birlikte ekonomiye etki eden eğitim, nüfusun yaşlanması, emeklilik ve sigorta sistemleri, göç, çevre ve su konuları, iklim değişikliği, sürdürülebilir kalkınma ve kalkınma yardımları gibi alanlarda yapılan sektörel karşılaştırmalı analizler de hem üye ülkeler hem de diğer ülkeler için önemli birer veri kaynağı teşkil etmektedir. OECD’nin geliştirdiği kodlar, anlaşmalar, kurallar, uluslararası hukuk açısından yaptırıma tabi değildir; ancak, Örgüt’ün en büyük gücü, ekonominin çeşitli alanlarında geliştirdiği ilkelerin, 34 üye ülke tarafından oybirliğiyle benimsenerek uygulamaya konulmasından kaynaklanmaktadır. Bunlar, üye olmayan ülkeler için de önemli birer referans kaynağı oluşturmaktadır.

OECD’nin bugün karşı karşıya bulunduğu ve çözüm üretmesi beklenen konu küreselleşmedir. Nitekim OECD, gelecekteki rolünü, küreselleşmenin bir merkezi olma yönünde belirlemiştir. OECD ülkeleri bugün dünya ekonomisinin % 60’ını temsil etmektedirler. OECD bünyesine, Rusya, Brezilya, Çin, Hindistan gibi büyük ekonomiler dahil edilmediği takdirde, bu oranın 10-15 yıl içerisinde % 40’lara düşmesi söz konusudur. Bu çerçevede OECD’nin bugün en önemli hedeflerinden biri, söz konusu büyük ekonomileri ya tam üye yapmak ya da ortaklık anlaşmalarıyla Örgüt çalışmalarına dâhil etmek, OECD’nin geliştirdiği ekonomik kod ve kriterleri, bu ülkeler dâhil, tüm dünyada uygulamaya koymaktır.

Mayıs 2007’de yapılan Bakanlar Konseyi’nde, OECD’nin önümüzdeki dönemde, 5 ülkeyle (Estonya, İsrail, Rusya, Slovenya, Şili) genişleme müzakereleri başlatması, ayrıca Brezilya, Çin, Endonezya, Hindistan ve Güney Afrika’nın yanı sıra Güney Doğu Asya Bölgesi ile de “derinleştirilmiş ilişki” tesis etmesi yönünde karar alınmıştır. Nitekim 2010 yılı içerisinde Estonya, İsrail, Slovenya ve Şili'nin üyelik süreci tamamlanmış ve OECD 34 üyeli bir örgüt haline gelmiştir.