Türkiye Cumhuriyeti

OECD Daimi Temsilciliği

Bilgi Notları

Dünya Enerji Görünümü 2013, 25.07.2014

Uluslararası Enerji Görünümü (WEO)  Uluslararası Enerji Ajansı’nın (UEA) başyapıtı olarak addedilmekte ve birçok konuda temel referans kaynağı teşkil etmektedir. Ajans’ın Başekonomisti Dr. Fatih Birol tarafından hazırlanan WEO 2013’ün yönetici özetine www.worldenergyoutlook.org adresinden erişim sağlanabilir.

Dünya enerji piyasalarının incelendiği ve geleceğe ilişkin projeksiyonların yer aldığı WEO 2013 yılı yayınında özetle aşağıdaki hususların altı çizilmiştir:

Genel

-Ortadoğu, düşük maliyetli petrol tedariki konusunda önemini koruyacaktır.
-Enerji verimliliği çok önemlidir. Rasyonel seçim çerçevesinde enerji politikalarının odağı olmalıdır. Enerji verimliliği potansiyelinin 2/3’ü hayata geçirilmemiş durumdadır.
-Net enerji ithalatçısı olan ABD, Brezilya gibi ülkeler enerji ihracatçısı haline geleceklerdir.
-Ekonomilerinin çeşitlenmesi ve büyüme çerçevesinde Ortadoğu ülkelerinde kaydadeğer derecede enerji talebi artışı gerçekleşecektir.
-Küresel enerji talebi kısmen yeni kaynaklar ve yeni ülkeler tarafından karşılanacaktır. Yenilenebilir enerji kaynakları artan talebin karşılanmasına katkıda bulunacaktır.
-ABD’nin çabalarına ve ÇHC’nin nispi politika uyumuna rağmen CO2 salımları artmayı sürdürecektir.
-Fosil yakıt sübvansiyonları 2012’de 544 milyar doları (özellikle Ortadoğu ve Asya’da) bulmuştur. Bunun doğal olarak, CO2 salımları ve enerji verimliliği hedeflerine olumsuz etkisi olmaktadır.
-1,3 milyar insanın halen elektrik enerjisine erişimi yoktur.

Arz/Talep

-Küresel enerji talebi artmaktadır. Bu artışta OECD ülkelerinin payı önemsenmeyecek kadar azdır (%4).
-Talep büyük ölçüde Çin (ÇHC), Hindistan, Ortadoğu ve Güney Asya’dan kaynaklamaktadır.
-Bu eğilimin 2020 yılına kadar devam etmesi, 2020’den sonra ise Hindistan’ın ÇHC’nin mevcut seviyesine gelmesi, bölgesel talep artışının ana unsuru olması beklenmektedir.
-Halen küresel enerji sepetinin %82’sini fosil yakıtlar oluşturmaktadır (Bu rakam 25 yıl önce de aynıydı).
-Küresel enerji karışımında yenilenebilir enerji kaynaklarının payının artması beklenmektedir.
-Bununla birlikte, 2035’de fosil yakıtların enerji karışımındaki payının sadece %75’e düşeceği tahmin edilmektedir. Bu yeterli değildir.
-ABD ve Avrupa’da elektrik üretiminde yenilenebilir enerjinin payı artacak, ancak ÇHC’nin katkısı ABD ve Avrupa’nın toplamına eşit olacaktır. 

CO2 salımları:

- CO2 salımlarının geleneksel sorumluları büyük ölçüde OECD ülkeleriyken, OECD dışı ülkeler, gelecekte bu rolü alma eğilimindedir.
- 2035’te kişi başına CO2 salım miktarı OECD dışı ülkelerde OECD ortalamasının yarısına tekabül edecektir. 

Petrol:

-Petrol WEO 2013’te ayrıntılı şekilde incelenen enerji türüdür. 
-Küresel petrol talebinde OECD ülkelerinin payı azalmakta, ÇHC, Hindistan ve Ortadoğu’da talep artmaktadır.
-Talep büyük ölçüde ulaştırma sektöründen kaynaklanmaktadır. 2030 yılına gelindiğinde ÇHC’nin en büyük petrol tüketicisi olması beklenmektedir.
-Küresel petrol talebinin 1/3’ünü Asya’daki kamyonların dizel yakıt tüketimi oluşturmaktadır. Bu kamyonlarda enerji verimliliği çok az gelişme kaydetmektedir. Bu bölgede ülkelerin enerji verimliliği politikaları iyileştirme sağlayamamakta, Batı’da da binek araçların enerji verimliliği üzerinde durulmaktadır. Ekonomik yaşamın atar damarlarından ulaştırma sektörünün salımlarının büyük kısmı dizel kamyonlar tarafından yapılmaktadır. Bu soruna küresel çapta mukabele gerekmektedir.
-Petrokimya sektörü de artan petrol tüketiminin bir diğer kaynağıdır. 
-Kuzey Amerika’da hafif, “tight” petrol ve Brezilya’nın derin deniz üretiminin petrol arzına somut katkısı 2020’lerin ortasında hissedilecektir.   

Brezilya:

-Brezilya WEO 2013’ta ayrı bir fasılla ayrıntılı şekilde incelenmiştir. Brezilya, net ithalatçı konumundan petrol ihracatçısı konumuna gelecektir.
-Brezilya’nın büyük yatırım ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Burada Petrobras’a büyük rol düşecektir.
-Brezilya, önemli hidroelektrik ve biyoyakıt enerji üretimi ile “karbon ayak izi” (carbon foot print) en düşük ülkeler arasındadır. 

Rafineri sektörü:

-Rafineri sektöründe sorunlar beklenmektedir. Yeni üretilen petrolün büyük kısmı rafinaj gerektirmeden doğrudan tüketicilere ve petrokimya sektörüne gidecektir.-Halihazırda yedek rafineri kapasitesi bulunmaktadır. Diğer taraftan özellikle OECD dışı ülkeler yerel kullanım için yeni rafineriler inşa etmektedir.

-Ortadoğu ülkeleri gerek ekonomik büyümeleri gerek kar payı temelinde işlenmiş petrol üretimine girmek isteyecek ve ham petrol yerine işlenmiş petrol satmayı tercih edecektir.
-Rafinaj kapasite fazlası nedeniyle Avrupa’da bazı rafineriler kapanma riskiyle karşı karşıya kalacaktır. 
 

Enerji fiyatlarındaki farklılıklar:

-Kaya gazı devriminin ülkeler arasındaki rekabet üzerinde önemli etkileri olmaktadır. BU eğilim sürecektir.

-10 yıl önce, doğal gaz fiyatları dünyada tüm bölgelerde neredeyse aynıyken, mevcut durumda ABD, Avrupa ve Japonya’daki doğal gaz fiyatları arasında kaydadeğer farklılıklar bulunmaktadır. Bu farklılıkların önümüzdeki 20 yılda sürmesi beklenmektedir.

-Avrupa’da gaz fiyatları ABD’nin yaklaşık 3 katı iken, Japonya’da ise ABD’nin yaklaşık 5 katı olmuştur.
-LNG’nin küresel piyasalar arasındaki hareketi hızlanacak, diğer taraftan LNG’nin bölgeler arasındaki yüksek ulaştırma fiyatları bölgesel gaz fiyatlarını etkileyecektir.
-Elektrik fiyatlarında da 10 yıl önce bölgesel farklılıklar yokken, ABD, Japonya ve Avrupa arasında elektrik fiyatlarında önemli farklılıklar bulunmaktadır.
-Bu durum başlıca, yakıt fiyatlarındaki bölgesel farklar, fosil yakıt sübvansiyonları ve vergilerden kaynaklanmaktadır.

-Bu fiyat farklarının ekonomiler üzerinde önemli etkileri olacaktır. Enerji fiyatlarının önemli bir maliyet unsuru olduğu enerji yoğun sektörlerin ürün fiyatları etkilenecektir. Bu ürünlerin piyasa payları fiyat farklılıklarından dolayı hızla düşecektir.

-Enerji yoğun sektörlerdeki bu etkilerin yerel ekonomilere ve istihdama doğrudan etkileri olacaktır. 

Enerji verimliliği:

-Birçok ülkede enerji verimliliğine ilişkin önemli tedbirler alınmakta, bağlayıcı enerji verimliliği standartları devreye sokulmaktadır.
-Bu tedbirler iklim değişikliği ile mücadeleye ve fiyatların aşağı çekilmesine de yardımcı olacaktır.
-Geçtiğimiz yıl küresel enerji yoğunluğu %1,5 gelişme kaydetmiştir ( 2000 yılındaki yıllık ortalamanın 4 katı).
 

Elektrik santralleri:

-Yeni elektrik santral kapasitesinin % 40’ı Çin’de inşa edilecektir.
-OECD ülkelerindeki yeni kapasiteler sadece mevcut eskiyen santrallerin yerine geçecektir.
-Avrupa’daki santrallerin 1/3’ü eskimiş olup, yenilenmesi gerekecektir. Birçok kamu şirketinin yeterli geliri olmayacak, yeni yatırım bulmak önem taşıyacaktır.