Türkiye Cumhuriyeti

OECD Daimi Temsilciliği

Bilgi Notları

OECD tarafından yayınlanan "How was Life: Global Well-being since 1820" adlı Rapor, 09.12.2014

Rapor, 1820'den sonraki dönemde dünya üzerinde birçok farklı bölge ve ülkenin verileri esas alınmak suretiyle uzun vadeli sosyoekonomik gelişmişliği değerlendirmektedir.

Sözkonusu analiz, yalnızca kişi başına düşen gelir temelinde yapılmamakta; gelişmişlik seviyesi reel ücretler, eğitim, kişisel güvenlik, çevre faktörleri, kadın-erkek eşitsizliği gibi daha kapsamlı veriler temelinde yapılmaktadır.

Rapora göre, 1820 yılından itibaren küresel bazda enflasyon düzeltmeli işçi gelirleri sekiz misli, kişi başına düşen gayrisafi milli hasıla ise on misli artış kaydetmiştir. Sözkonusu artışlar, Batı Avrupa, Kuzey Amerika, Avustralya, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da diğer bölgelere kıyasla daha hızlı bir biçimde gerçekleşmiştir.

Öte yandan, 19. yüzyılın sonlarından 1970'li yıllara değin süregelen dönemde, gelir eşitsizliği belirli oranlarda düşmekle birlikte 1970'lerden günümüze ciddi şekilde artışlar kaydetmiştir. Özellikle 1990'lı yıllarından başlarından itibaren Doğu Avrupa'da ve başta Çin olmak üzere diğer ülkelerde bahsekonu eşitsizlik verileri dikkat çekici boyutlara ulaşmıştır. 1980'li yıllardan itibaren ise küreselleşme sürecinin hız kazanmasıyla birlikte, ülke içindeki gelir eşitsizlikleri artmaya devam ederken, ülkeler arası gelir uçurumlarında ise daralmalar kaydedilmiştir.

Yukarıda ifade olunduğu üzere, rapor sosyo-ekonomik gelişmişliği yalnızca gelir temelinde kısıtlı bir biçimde ele almamaktadır. Örneğin, 1820 yılında dünya genelinde okuma yazma oranının yüzde 20'nin altında iken, 2000 yılında sözkonusu oranın yüzde 80 olduğu belirtilmektedir.

Benzer şekilde, sağlık hizmetlerinde kaydedilen ilerlemeler neticesinde ortalama yaşam süresinin 1880 yılında 30 yaşın altında iken 2000 yılında 70 yaşa yaklaştığı ifade edilmektedir.

Rapora göre, son 60 yıllık dönemde özellikle Batı Avrupa ve Kuzey Amerika'da kadın-erkek eşitliğinde ciddi ilerlemeler yaşanmakla birlikte, benzer bir eğilimin Ortadoğu, Kuzey Afrika, Güney ve Güneydoğu Asya'da gerçekleşemediğinin altı çizilmektedir.